Ana Sayfa / Haberler / Otizm genetik değildir, öyle olsa bu kadar hızlı artış göstermezdi

Otizm genetik değildir, öyle olsa bu kadar hızlı artış göstermezdi

Bahçeşehir Üniversitesi Fitoterapi Eğitim koordinatörü, tıbbi beslenme, fitoterapi uzmanı Dr. Ümit Aktaş, “Otizm genetik değildir, öyle olsa bu kadar hızlı artış göstermezdi” dedi.

Beslenmenin hastalıklar ve otizm üzerine etkisi “Sağlıklı Yaşıyoruz İzmir Paneli”nde konuşan Dr.Ümit Aktaş,”1980’de 100 bin çocukta bir görülüyordu otizm, 2000 yılında bin çocuktan 42’sinde görülüyor. Böyle giderse iki çocuktan birinde görüleceği öngörülüyor. Otizm genetik değildir. Öyle olsa bu kadar hızlı artış göstermezdi” diye konuştu.

Sosyal medyada 2012 yılından bu yana Karatay diyeti (sağlıklı beslenmesi) yaparak kilo vermiş ve sağlığına kavuşmuş insanların deneyimlerini paylaştığı sosyal sorumluluk projesi “Sağlıklı Yaşıyoruz” ile Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği (ODER) birlikte düzenlediği “Sağlıklı Yaşıyoruz İzmir Paneli”, 25 Şubat 2017 Cumartesi günü, Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nde (DESEM) gerçekleşti.

Panele Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği (ODER) ve Otizm Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı (ODFED) Ergin Güngör, Sağlıklı Yaşıyoruz sitesinin kurucusu ve yöneticileri Nurçin-Okan Çağlar, Dokuz Eylül Üniversitesi(DEÜ) Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Nazan Uysal Harzadın, Psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir, Bahçeşehir Üniversitesi Fitoterapi Eğitim koordinatörü, Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş konuşmacı olarak katıldı.

Otizm ve beslenme

Otizmin beslenme üzerine etkilerinin ele alındığı panelde, ODER Başkanı Ergin Güngör, “Otizm 30 yıl önce 2 bin 500 doğumda rastlanan bir olguydu. Bugün 68 doğumda bir rastlıyoruz. Belli ki insanlar birşeyleri yanlış yapıyorlar. Raf ömrü uzadıkça insan ömrü kısalıyor” diye konuştu.

Beslenme doğruysa ilaca gerek yok

Sosyal medyada 2012 yılından bu yana Sağlıklı Yaşıyoruz sayfasını yöneten Nurçin ve Okan çağlar ise, paneldeki konuşmalarında Karatay Diyetiyle değişen yaşamlarını, “Damdan Düşenler” başlığıyla anlattı.

Sosyal medyada yaşadıkları deneyimleri paylaştıkları Sağlıklı Yaşıyoruz’un bugün 250 bin takipçisi olduğunu anlatan Nurçin Çağlar, “Biz beslenmenin sağlık üzerine etkileri konusunda bir yolculuğa çıkmıştık. Sağlıklı Yaşıyoruz bir gönüllüler hareketi, bu şekilde büyümeye devam edecek” dedi.

Okan Çağlar ise, sağlıklı yaşam yolculuğuna çıktıklarında beden kitle endeksinin 44 olduğunu, başta Tip 2 diyabet olmak üzere çok sayıda hastalığı bulunduğunu anlattı. Çağlar, “2012’de 11 ilaç alıyordum. Şu an 50 bin ilacın düzeltemediği durumum düzeldi.Kan değerlerim normale döndü ve en önemlisi ben artık diyabet hastası değilim. Bunların hepsi sağlıklı beslenme ile düzeldi” diye konuştu. Çağlar, “Önemli olan kilo vermek değil, korumak. Beslenme doğruysa ilaca gerek yok” dedi.

Doğru beslenme doğru besin

Sağlıklı besine ulaşmanın zorluğuna değinen DEÜ Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Nazan Uysal Harzadın ise, mikrobiyatanın yaşamsal öneminden söz etti. Bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmalar topluluğu olan mikrobiyatanın sağlıklı olması için sağlıklı besin bulmamız gerektiğini söyledi. Prof.Dr. Harzadın, “Karatay beslenmesine uyup rafine besinlerden uzak durmak, düşük glisemik indeksli gıdalarla beslenmek, probiyotiklerden zengin beslenmek sağlıklı mikrobiyata için şart” dedi.

Antidepresanlara dikkat

Panelde antideprasanların beyindeki etkilerinden söz eden “Antidepresan Tuzağı” kitabının yazarı, psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir de bu ilaçların çok dikkatli kullanılmaları gerektiğini söyledi. Son 30 yılda antideprasan kullanımının 50 kat, bipolar ilaç kullanımının ise 100 kat arttığını anlatan Dr.İzmir, “Seratonin eksikliğini gidermek için verilen bu ilaçların bu iddiyayı kanıtladığını gösteren bir çalışma yok. Bu ilaçlar beyinde seratonin metabolizmasını bozuyor. Depresyonun seratoninle ilgisini inceleyen bir araştırma yok. Hal böyleyken doğrudan beyine yönelik ilaçlar veriliyor. İnsanların bu kadar kolay tetiğe basmasının en önemli nedenlerinden biri antideprasanlar bana göre” dedi.

Sezeryanla doğurmayın

“İnsanoğlunun kıyameti kendi ürettiği gıdalardan olacak” diyen Dr. Ümit Aktaş da, konuşmasında otizmin nedenlerine ilişkin bilgi verdi. Dr. Aktaş, son 20 yılda sezeryanla doğumda ciddi bir artış yaşandığını bunun da otizmi tetiklediğini söyledi. “Eğer çocuğum otistik olmasın diyorsanız normal doğurun” diyen Dr. Aktaş, otizmde başta sezeryanla doğum olmak üzere çevresel toksinler, bozulan gıda, ağır metaller ve aşıların etkili olduğunu anlattı.

Dr. Aktaş, glutenin otistik çocukların yaşamından mutlaka çıkartılması gerektiğine dikkat çekerken, “Fermente gıdalar, ev sirkesi, turşu, kefir, ev yapımı yoğurt (laktoza lerjisi yoksa) zeytinyağı, kırmızı et, balık, mevsim sebzeleri, sakatatlar, kavrulmamış kuruyemişler, paça çorbası, sade yağ kullanılmalı. Meyva yok, meyva suyu hiç yok” dedi.

Sağlıklı Yaşıyoruz panelinin sonunda konuşmacılara ODER tarafından katkıları için birer plaket sunuldu. Panele katılmak için kayıt yaptıran konuklara da çekilen kurayla konuşmacıların kitapları armağan edildi.

Kaynak: KentYaşam

Bunuda Okumalısın

Otizm Hakları Derneği (OhakDer) Kuruldu

Otizm Hakları Derneği Ankara’da Kuruldu. Kurucuları arasında İş Güvenliği Uzmanlığı Gökçen Kırımhan, Avukat Sedef Erken, …