Ana Sayfa / Haberler / İZOT, otizmli bireyleri hayata bağlıyor

İZOT, otizmli bireyleri hayata bağlıyor

Müzik eğitmeni Orçun Berrakçay, otizmli bir çocuğun müziğe olan ilgisini fark ettikten sonra dünyada otizmli bireylerden oluşan en büyük orkestrayı kurdu. Berrakçay’ın ‘hayalimdi’ dediği İZOT, otizmli bireyleri hayata bağlıyor.

E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

İzmir’de yaşayan müzik öğretmeni Orçun Berrakçay tesadüfen tanıştığı otizmli bir çocuğun müziğe olan ilgisini gördükten sonra bugün sayıları 40’a ulaşan İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu’nu (İZOT) kurdu. 4 öğrenci ile çıktığı yolda 2013 yılında yaklaşık 20 öğrenciye, 2014 yılında yaklaşık 30 öğrenciye, 2015 yılında da yaklaşık 40 öğrenciye kadar ulaştı. Otizm konusunda deneyimli müzik öğretmenleri, gönüllü olarak destek veren eğitimciler ve aileler ile kısa sürede bir takım ruhu kazanıp güçlerine güç kattılar. Dünyada otizmli bireylerden kurulmuş en büyük orkestra ve koro olan İZOT bu güne kadar yaklaşık 90’ın üzerinde konser verdi. Ayrıca 2016 yılında Londra Roehampton Üniversitesi’nde İZOT’un otizmli çocukların sosyalleşme sürecine etkisi üzerine bir yüksek lisans tezi yazıldı. İlk yurtdışı konserini Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de veren İZOT, uluslararası organizasyonlardan davetler almaya devam ediyor. Orkestranın kurucusu olan ve şefliğini yürüten Orçun Berrakçay, mucize koronun kuruluş öyküsünü gazetemize anlattı.

İZOT’UN KURULUŞU

Mucize koronun kurucu olan müzik eğitmeni Orçun Berrakçay, ‘hayalimdi’ dediği koronun kuruluş sürecini şöyle anlattı: “Otizmle 2005 yılında tanıştım. Bir otizmli çocuğun müziğe olan dikkati çok ilgimi çekmişti. Aslında ben gitar çalarken benimle ilgilenmeyen o çocuk; dersimi bitirdikten sonra benim söylediğim şarkıları tekrarlayınca bunu nasıl yapabilir düşüncesi bende oluştu. Bunun adının otizm olduğunu öğrendim. Ne olduğuna dair sürekli okumaya başladım. 2008 yılında bu alanda yüksek lisans tezime dönüştü. Macaristan’daki Erasmus dönemimde özel eğitim kurumlarında bu konuda çalışmalar yaptım. Dilini anlamadığım çocuklarla da bu çalışmaları yapabiliyor muyum endişem vardı. Böyle bir problem olmadığını gördüm müzik aracılığıyla istediğim çocukla çalışma yapabileceğimi gördüm. Çocuklarla tekli çalışmalarım devam ediyordu ama gördüğüm durum şuydu: bireysel çalışmalarla çocuklarla bir şeyler paylaşıyoruz müzik yapıyoruz, eğleniyoruz, gülüyoruz… Ama ders süresi bittiği zaman çocuklar yine yalnız kalıyordu. Kafamdaki soru işaretlerinden biri, ‘Bunu nasıl aşabilirim’ idi. Çocukları bir araya toplarsam belki bir şeyler daha farklı olabilir diye düşündüm. Ve bir koro kurmaya karar verdim. Bunu grup haline nasıl dönüştürebilirim soru işaretleri vardı kafamda ama denemekten başka bir alternatifim yoktu. Anca deneyip görecektim.”

HAYALLERİN ÖTESİNDE BİR KORO

Koronun çocuklar üzerinde etkilerine değinen Berrakçay, “Paylaşmayı yeterince bilmiyorlardı çünkü hep bireysel yapılan çalışmalar yapıyorlardı. Özgüvenleri de yeterince yoktu çünkü çok çekiniyorlardı. Onlara kendimi kabul ettirmek için belli bir sürecin geçmesi gerekiyordu. Ayrıca onların birbirlerini kabul etmesi için de daha fazla bir sürecin geçmesi gerekiyordu… Tek başına müzik, problem davranışları çözmek için yeterli değildi. Koro kurmaya karar verdiğimde ODER Otizm Derneği Başkanı Ergün Güngör’ün yanına gittim. Böyle bir yapılanmayı oluşturabilir miyim acaba diye kendisinin görüşünü aldım. Kendisi koro fikrine gayet olumlu yaklaştı. Ama sonradan öğrendim ki, 20-30 çocuk nasıl bir arada müzik yapacak ve performans sergileyecekler diye düşünmüşler. Benim hayalimdi ama onlar için belki çok daha uzak bir hayaldi. Çalışmalarımızı nerede yapacağımız bizim için çok önemliydi. Sonraki süreçte sayı gitgide artacaktı ve ‘Nasıl yapacağız, bana kimler yardım edebilir’ şeklinde sorular vardı kafamda ama bir şekilde çalışmalara başladık” diye konuştu.

EN BÜYÜK SORUN YALNIZLIK

İZOT İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu olarak 18 Nisan 2013 tarihinde İzmir’de çalışmalara başladıklarını ve bunun hayatında bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Berrakçay, “İlk provada yalnızca dört tane öğrencim vardı. Onlarla birlikte biraz çalışmalara başladık. Şarkılar söyledik, ritim çalışmaları yaptık. Sosyal medya üzerinde yoğun bir şekilde duyurular yapmaya başladık ve sayı gitgide artmaya başladı. Sayı arttıkça bazı zorluklar da beraberinde geldi. Çünkü benim onlara olan hakimiyetim zorlaştı. Bu işe bir eğitimci olarak tek başıma başladım. Ama sayımız şuanda 16 eğitimciye yükseldi. Onların en büyük özellikleri de gönüllü olmaları… Benim için en önemlisi de bu. 9 tane müzik öğretmenimiz, 5 tane üniversite öğrencisi ve iki tane gönüllü babamız ile birlikte sahnedeyiz. Tabi ki her konserimize bütün eğitimcilerimiz gelemiyor ama onların özverileri sayesinde İZOT büyümeye devam ediyor. Bu yüzden hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Koroda 40 otizmli öğrencimiz var. 1 öğrencimiz hem otizmli hem görme engelli; çello çalıyor. Onun dışında bir üniversite mezunumuz var. Bir de üniversitede okuyan öğrencimiz var. 5 tane güzel sanatlar lisesi öğrencimiz oldu. Bu sayı gitgide yükseliyor. Onların da ileriki hedefleri üniversiteye gitmek… Bunların dışında ilkokul ve ortaokulda okuyan veya mezun olmuş öğrencilerimiz de koromuz içinde yer alıyor. 11 ila 33 yaş arasında katılımcımız var ve yaş ortalamamız 17. Bu çocuklarımızın en büyük sorunu yalnızlık… Müzik ve koro içinde yalnızlıklarını unutuyorlar. Birbirlerinin dillerinden anlıyorlar. Bu çocuklarımızı göz ardı edemeyiz. En azından normal okullarda kaynaştırma öğrencisi olarak öğretmenlerin ve bizim karşımıza çıkacaklar. Bu gerçekle yüzleşmeli ve otizmin tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu unutmamalıyız” ifadelerini kullandı.

BÜYÜK BİR HEDEFTİ

İşitsel bir uyaran olarak müziğin otizmli çocukla iletişim kurmak için iyi bir yol olduğuna vurgu yapan Berrakçay, “Dış seslere karşı tepkisiz kalan bir çocuk, müziksel seslere karşı aşırı duyarlılık gösterebilir. Duyular arası bir bütünlük kurmak için müzik kullanılabilir. Müzikle herhangi bir şekilde uğraşan, şarkı söylemeyi seven, müzik eğitimi alan veya alamayan otizm tanılı çocuklarımızı ve gençlerimizi bir araya getirmek bizim için büyük bir hedefti. Bu amaçla onların sosyalleşmelerini sağlamak, kendilerine olanak verildiğinde neler yapabileceklerini göstermek, ailelere motivasyon sağlamak ve farkındalık yaratmak amacıyla bir orkestra ve koro oluşturmak istediğimizde, ODER Otizm Derneği otizm konusunda etkin olarak çalışan bir dernek olarak bize her türlü desteği vereceğini söyledi. Tamamen gönüllülük üzerine dayalı ve halka ulaşmayı hedeflediğimiz bu proje için en önemli mesele mekandı. Çalışacağımız mekan hem uygun bir şekilde yapılandırılmış, hem de ailelerin çocuklarıyla birlikte rahat bir şekilde ulaşabilecekleri bir yerde olmalıydı. Bu kriterler doğrultusunda İzmir Tobav ile yaptığımız görüşmede; herhangi bir beklentileri olmaksızın, mekanlarını ve her türlü araç gereçlerini kullanmamıza olanak sağlayacaklarını söylediler. Sonrasında internet sitemiz ve sosyal medya aracılığıyla, herhangi bir çalgı çalabilen ya da şarkı söyleyebilen otizm tanılı çocuklar ve gençler aradığımızı duyurduk” dedi.

MİSYONUMUZU DEVAM ETTİRECEĞİZ

Olanak verildiğinde otizmli bireylerin neler yapabileceklerini göstermek ve toplumsal farkındalık oluşturmak adına çalışmalara devam edeceklerini kaydeden Berrakçay, “4 yıllık İZOT deneyimi ve birlikte müzik yapmanın sosyalleşme üzerindeki olumlu etkilerini gördükten sonra; özellikle okul öncesi dönemdeki otizmli çocukları sosyal hayata alıştırabilmek, arkadaşlık ilişkilerini geliştirebilmek, çocukların komut alma becerilerini geliştirebilmek ve iyi bir müzik altyapısı oluşturabilmek için 2017 yılında İZOT MİNİ grubumuzu kurduk. Güneş Sönmez ve Gülbe Alageyik şefliğinde, gönüllü müzik eğitimcilerimizin de desteğiyle çalışmalarını sürdüren grupta yaklaşık 20 katılımcıya ulaştık. 68 çocukta 1 tanı alındığı bilinen otizmli çocuklar ve ailelerine yol gösterici olabilmek, ailelerin çocuklarına olan güvenlerini ve kendi motivasyonlarını üst seviyelere çıkarmak, diğer ailelere örnek model oluşturabilmek, kendilerine olanak verildiğinde otizmli bireylerin neler yapabileceklerini göstermek ve toplumsal farkındalık oluşturmak adına İZOT olarak üstlendiğimiz misyonu devam ettireceğiz” diye konuştu.

ORÇUN BERRAKÇAY KİMDİR?

1982 yılı doğumlu Orçun Berrakçay, ilk ve orta öğrenimini Kütahya ve Seydişehir’de tamamladı. Antalya Aldemir Atilla Konuk Anadolu Lisesi yabancı dil bölümünden 2000 yılında mezun oldu. Aynı yıl Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı’nda lisans eğitimime başladı ve 2004 yılında tamamladı. 2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Müzik Bilimleri Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başladı ve Temmuz 2008’de “Müziğin Bir Yaygın Gelişimsel Bozukluk Tipi Olan Otizmde Ortaya Çıkan Problemli Davranışlar Üzerindeki Etkisi: Ritim Uygulaması Çerçevesinde Dört Örnek Olay Çalışması” başlıklı tezini tamamlayarak mezun oldu. 2009 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Müzik Bilimleri Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine başladı ve Eylül 2015’de “Deve Güreşi Ritüellerinde Müzik ve Müzisyenlik” başlıklı tezini tamamlayarak mezun oldu. Ayrıca 2011 yılında Erasmus programı kapsamında öğrenci olarak Macaristan’a gitti. Szeged Üniversitesi Juhasz Gyula Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü’nde bir yarıyıl süresince eğitim aldı. Macaristan’da bulunduğu süre içinde iki ayrı özel eğitim okulunda gönüllü olarak otizmli çocuklarla müzik çalışmaları yaptı. İngilizce ve başlangıç düzeyinde Macarca bilen Berrakçay’ın, Müzik ve Otizm üzerine makale, bildiri ve çevirileri vardır.

Aileler ne dedi?

“Biz otizmli çocuk aileleri, özel eğitimi bireysel aldırdık, bireysel olarak spor yaptırdık ve eğer öğretmen bulabilirsek çocuğumuza bireysel müzik dersi aldırdık. Otizmli 1’den fazla bireyin bir arada olabilmesini belki de hayal bile etmedik… Şu anda 40 otizmli bireyin aynı anda sahnede olması ve yaklaşık 2 saat süreyle şarkılar söylemesi ise bizim için hayallerin ötesinde…”– Yeşim Zorlu (Beril’in Annesi)

“Engel olunmadığında, neler başarılabiliniyormuş gücüm yetse de dünyaya haykırsam, duysa, görse. Her şeyi gönüllü üstlendi Orçun Hoca, nasıl da tek başına bir başarı ordusu kurdu, işte bu güzel bir örnek eğitimde ayrımcılığa son istiyoruz engel olmayın destek olun istiyoruz”– Nevin Yörür (Kaan’ın Annesi)

Kaynak: İlk Ses Gazetesi

Bunuda Okumalısın

Otizm, Engelsiz filmler festivalinde

SABANCI Vakfı’nın Türkiye’de, toplumsal gelişmeye katkıda bulunan kişilerin farklı alanlarda yaptıkları çalışmalar ile yarattıkları olağanüstü …