Ana Sayfa / Haberler / Disleksi Farkındalık Haftası 1-8 Ekim 2021

Disleksi Farkındalık Haftası 1-8 Ekim 2021

Disleksi Öğrenme Güçlüğü Derneği tarafından sosyal medya kanalları üzerinden yapılan açıklamaya göre Bu hafta 1-8 Ekim 2021 tarihleri arası Disleksi Farkındalık Haftası olarak kutlanmaktadır.

Bazı kaynaklarda ve resmi kayıtlarda ise 1-7 Kasım tarihleri görülmekte olmasına rağmen Disleksi konusunda resmi sivil toplum kuruluşu olan Disleksi Öğrenme Güçlüğü derneği tarafından bu yıl 1-8 Ekim 2021 tarihlerinde kutlanması gerektiği bildirilmiştir.

Disleksi Farkındalık Haftası kutlu olsun

 

Disleksi Nedir?

Disleksi nörolojik bir hadise olup, kişinin okuma ve yazma ile ilgili fonksiyonlarının olumsuz yönde etkilendiği bir rahatsızlıktır. Beynin kelimeleri oluşturan sembollerin ve kelimelerin hangi seslerden meydana geldiğini algılaması ile ilgili bir problem olarak ifade edilebilir.

Disleksili bireyler genelde zeki ve çalışkan olmalarıyla ön plana çıkar. Ancak disleksi problemi olan hastaların beyni kelimeleri farklı işlediği için, bu durum kelimelerin çözümlenmesini, hecelenmesini ve tanınmasını güçleştirir. Bu nedenle ilkokul çağındaki hastalar, etrafındaki kişilerce yeterince anlaşılamadığından toplum tarafından dikkate alınmama problemi ile karşı karşıya kalabilirler.

Disleksi belirtileri nelerdir?

Disleksi çocuklarda olduğu kadar yetişkinleri de etkileyebilen bir problemdir. Bahsedilen belirtiler yaşa ve bu problemin derecesine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Genel olarak kelimenin kökeni olan harfler ve kelimenin konuşmaya aktarılması ile ilgili belirtiler ortak kabul edilir. Disleksinin bir okuma problemi olarak atfedilmesi genel olarak farkedilmesinin ilköğretimde okuma yazma eğitimi sırasında gerçekleşmesinden kaynaklanır.

İlköğretim öncesi dönemde henüz çocuk 1-2 yaşlarındayken disleksi varlığına işaret eden belirtiler mevcut olabileceği için dikkatli olunmalıdır. Özellikle 15 ayını doldurmuş ancak henüz ilk kelimesini söyleyememiş çocuklarda ve 2 yaşına kadar ilk cümlesini kuramamış çocuklarda ilerleyen dönemlerde disleksi tespit edilme riski yüksek olarak kabul edilir. Ancak bu durumun toplumun tüm bireyleri için geçerli olmadığını unutmamak gerekir.

5 yaşından küçük çocuklarda disleksi varlığına işaret edebilecek birtakım belirti ve bulgular mevcuttur:

  • Alfabedeki harfler ile ilgili öğrenme ve hatırlama sorunu yaşama
  • Kendi bakımı ile ilgili kelimeleri öğrenmede güçlük yaşama
  • Kendi ismini oluşturan harfleri tanıma problemi yaşama
  • Daha küçük yaş grubundaki bireyler gibi konuşma ya da benzer kelimeleri telaffuz ederken zorlanma
  • Ninni ve diğer folklorik metinlerdeki kafiyeli paterni algılayamama

Disleksi hastalığı doğumsal olarak ortaya çıkabileceği gibi, doğum sonrasında travmatik olarak da ortaya çıkabilir. Doğuştan görülen disleksi hastalığı, doğum öncesinde veya doğum anında oluşabilecek komplikasyonlardan kaynaklanabilir. Ancak hastalığın belirtilerinin anlaşılması ilkokul dönemlerine denk gelir. Çünkü ilkokul çağında okuma yazmayı öğrenmeye başlayan çocuk akranlarına göre daha yavaş okur, yazar ve okumalarında hece atlamaları görülür.

Bu çocuklar birbirine benzeyen harflerin yazımında güçlük çeker ve çoğunlukla bunları karıştırırlar. Aynı zamanda okurken “d” harfini “b” harfi ile, “p” harfini “g” harfi ile karıştırması olasıdır. Hafızasının akranlarına göre daha zayıf olması nedeniyle, önceki derslerde işlenen konuları daha az hatırlar veya hatırlamakta güçlük çekerler. Genel olarak bu belirtilerin görüldüğü ilkokul çağı çocuklarının disleksi hastalığı açısından değerlendirilmesi önemlidir.

Genel olarak ilköğretim çağındaki çocuklarda disleksi nedeniyle oluşan belirtiler şu şekildedir:

  • Okuma ve yazmada akıcılık sorununun ortaya çıkması,
  • Kelimelerin hecelenmesi ve çözümlenmesi aşamasında problemlerin yaşanması,
  • İlkokul çağındaki çocuğun okuduğunu anlayamaması veya okuma sırasında dikkatinin dağılması,
  • Okuma ve yazma sıkıntısı yaşamayan çocuklarda, ileri düzey dil bilgisi becerilerinin anlaşılamaması,
  • İnce kas becerilerinde koordinasyon zayıflığı nedeniyle akranlarına göre fiziksel aktivitelerinin daha zayıf olması,
  • Akranlarına göre konsantrasyon eksikliği ve buna bağlı olarak bir eylemi gerçekleştirirken zorlanma,
  • Bireyin kendini ifade ederken kurduğu cümleler arasında bağlantı bozuklukları ve mantık hatalarının olması,
  • Okuma esnasında çekingen davranma ve düşük sesle okuma disleksi hastalığının bu yaş grubundaki çocuklarda oluşturduğu en belirgin belirtileri arasında yer alır.

İkinci sınıf ile ilköğretimin sonuna kadar olan dönemde çocuğun öğretmenleri disleksi varlığını tanıyamayabilirler. Özellikle disleksili ancak zeki çocuklar kalabalık sınıflarda okuma ile ilgili bu problemlerini gizleyebilecekleri için eğitimcilerin dikkatli olması gerekir. Ortaokul dönemine ulaşan disleksili çocukta birçok belirti ortaya çıkabilir:

  • Oldukça yavaş şekilde okuma
  • Okurken dinleyicilerin telaffuzlarındaki garipliği anlaması
  • Yeni kelime öğrenmede sorunlar yaşama
  • Metinleri yüksek sesli okumaktan çekinme
  • Konuşma aralarını doldurmak amacıyla kullanılan ifadelerden fazlaca yararlanma
  • Uzun ve karmaşık kelimelerde telaffuz hatası yapma
  • Oldukça kötü bir el yazısına sahip olma
  • Tarih ve isimleri hatırlamada zorlanma

Küçük yaş grupları dışında daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde de disleksi tespit edilebilir. Bu kişilerde okuma, matematik problemi çözme, ezberleme ve zaman yönetimi gibi konularda belirtiler mevcuttur.

Yetişkin disleksi hastaları okudukları ya da duydukları bilgileri bir araya getirme ya da ana fikrini ortaya çıkarmada sorun yaşayabilirler. Deyimler ve şakaların anlaşılması ile ilgili problemler yetişkin disleksi hastalarında karşılaşılabilecek bir diğer problemdir.

Bu belirtiler dışında disleksiye sahip yetişkin bireylerde oluşan çeşitli bulgular ortaya çıkabilir:

  • Bir göreve odaklanmada zorluk çekme
  • Planlama ile ilgili toplantı ve fikir alışverişlerine katılmaktan kaçınma
  • Ayrıntılı işlerde baskı ve tükenmişlik hissetme
  • Hatalara karşı abartılı tepkiler verme
  • Kişisel katı sınırlara sahip olma
  • Yaparak ya da görsel olarak okumaya göre daha etkili öğrenme
  • Stresten kolayca etkilenme
  • Özgüven eksikliği yaşama

Yetişkin disleksi hastalarında tedavi planlamasının temelinde okuma yeteneğinin geliştirilmesi yer alır. Mesleki konularda terapi alarak iş hayatının kolaylaştırılması desteklenebilir. Bu bireyler aynı zamanda teknolojik imkanlardan faydalanarak da yaşamlarını kolaylaştırabilirler. Özellikle önemli toplantı ve konuşmaları kayıt ederek tekrar dinleme, konuşmayı yazıya dönüştüren uygulamalardan faydalanma ve planlama ile ilgili yazılımlara başvurma yetişkin disleksi hastalarının başvurabileceği çeşitli yöntemler arasında yer alır

Disleksi nedenleri nelerdir?

Disleksi hastalığı ile ilgili çalışmalar uzun yıllardır devam etse de bilim insanları halen bu hastalığın kesin nedenlerine ulaşabilmiş değillerdir. Tüm bunlara rağmen disleksinin gen veya beyin gelişimi farklılıklarından kaynaklandığı bilinmektedir. Bu görüşün ortaya atılmasının en büyük nedeni, disleksi hastalığı görülen bireylerin kardeşlerinin yaklaşık %40’ının okuma güçlüğü çektiğinin belirlenmesi, aynı şekilde ebeveynlerinin yaklaşık %49’unun disleksi hastası olmasıdır. Ayrıca bilim insanları okuma ve anlama güçlüğünün bağlı olduğunun düşünüldüğü birkaç gen de keşfetmişlerdir.

Beynin anatomisinden ve işleyişinden dolayı bu hastalığın ortaya çıktığının düşünülmesindeki sebep ise, disleksi hastası olan ve olmayan bireyler arasındaki beyindeki anatomik farklılıklardır. Beynin iki yarım küresini birbirine bağlayan yapı olan korpus kallozum disleksi hastalarında normal bireylere göre yapısal farklılıklara sahiptir. Bu yapı dışında disleksi hastalarında sol yarım küre ile ilgili de çeşitli farklılıklar da disleksi nedenleri arasında kabul edilir

Disleksi hastalığının kesin nedenlerinin tespit edilebilmesi için bilimsel araştırmalar halen devam etmektedir.

Disleksi hastalığı teşhisi nasıl konulur?

Disleksi hastalığının birden çok belirtisi olduğu için teşhisi oldukça zor olabilir. Hastalığın kesin teşhisi için okulda veya bireysel olarak bir değerlendirme yapmak gerekir. Okullarda bu teşhisin yapılmasının en etkili yolu, sınıf öğretmenlerinin öğrencilerini iyi tanımalarından geçer.

Disleksi hastalığı belirtilerinin görüldüğü ilkokul çağı çocukları, öncelikle işitme veya görme ile ilgili bir problemi olup olmadığının teşhisi için hastaneye sevk edilmelidir. Eğer çocuğun duyularında herhangi bir görünür problem bulunmuyor ise disleksi değerlendirmesi yapılabilir.

Bu değerlendirmenin yapılabilmesi için yurt dışında okul psikologları olsa da, ne yazık ki bu uygulama henüz ülkemizde bulunmaz. Ancak okullardaki rehberlik eğitmenleri veya psikolojik danışmanların yapacağı birkaç disleksi testi ile çocuğun zayıf yönleri tespit edilebilir.

Disleksiye tanısal yaklaşımda değerlendirilen çeşitli kriterler mevcuttur:

  • Aile bireylerinde benzer problemlerin varlığının değerlendirilmesi
  • Zeka düzeyi
  • Konuşma becerisinin değerlendirilmesi
  • Kelime tanıma
  • Konuşma ve okuma ile ilgili akıcılığın değerlendirilmesi
  • Okuduğunu anlama
  • Kelime haznesinin değerlendirilmesi
  • Yeni ve farklı kelimeleri anlama ve okumanın değerlendirilmesi
  • Fonolojik (söyleniş) bakımından kişinin beyninin işleyişinin değerlendirilmesi

Bulgular test sonuçları ile karşılaştırılarak teşhis koyulması kolaylaştırılabilir. Eğer aile bireylerinde de disleksi hastalığı varsa, disleksi şüphesi kuvvetlenir. Tüm bu sonuçların bir uzman tarafından değerlendirilmesi ile hastalığın kesin teşhisi koyulabilir.

Kaynaklar: Disleksi Öğrenme Güçlüğü Derneği – MedicalPark

Bunuda Okumalısın

“Öğrenilmiş Otizm Artıyor” – Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Denetimsiz teknoloji kullanımının çocuğun gelişimi üzerindeki olumsuz tesirlerine işaret eden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, …