Ana Sayfa / Araştırma / Bir Aile İçin Çocuklarının Arkadaşları Olduğunu Bilmek Müthiş Bir Duygu

Bir Aile İçin Çocuklarının Arkadaşları Olduğunu Bilmek Müthiş Bir Duygu

Otizmde Erken Teşhis Çocuk Odaklı, Yoğun ve Etkin bir Terapi Sağlıyor.

Otizmde En Beğenilen Terapi Yöntemi Olan Uygulamalı Davranış Analizi, Çocuklarının İletişim Kurmasına Yardımcı Olan Ebeveynler için Tam Zamanlı bir Uğraş

Christina Crimmins oğlu James’in otistik olduğundan 18 aylıkken şüphelendi.

Birkaç sözcükten fazlasını söyleyemiyor, yeni etkinliklere geçmekte zorlanıyor, günlük rutininden sapmalara şiddetle karşı çıkıyordu. Oyuncaklarıyla da diğer çocukların oynadığı gibi oynamıyordu- oyuncak arabaların tekerleklerini çevirmek onları sürmekten daha çok ilgisini çekiyordu.

Tahminlere göre her 68 okul çocuğundan birinde otizm var. 2000 yılında bu rakam her 150 çocuktan  biriydi. Aşıların içeriklerinden beslenmedeki değişikliklere kadar pek çok şeyin bu konuda etkisi olduğu iddia edilse de bozukluğun daha sık teşhis edilmesi de önemli bir faktör. 

Daha sık ve daha erken teşhis…

Erken Teşhis

Milwaukee Otizm Müdahale Merkezi’nin  kurucularından Aimee Kohn yıllar önce 2 yaşından küçük bir çocuğa nadiren otizm teşhisi konulduğunu, bunun sebebinin de otizmin erken belirtisinin dil becerileri olması ve çoğu çocuğun iki yaşından önce cümle kurmaya başlamaması olduğunu açıklıyor.

“Şimdi çocuk normal zamanında konuşmaya başlamadan çok önce gözleyebileceğimiz başka belirtiler var”, diye devam ediyor. “Örneğin çok küçük bir çocuk ebeveynlerinden uzağa doğru emeklerken, daha fazla uzaklaşmanın güvenli olup olmadığını anlamak için dönüp onlara bakar. Çoğu çocuk istediği bir şeyi parmağıyla gösterir. Otizmli çoğu çocuk bunları yapmaz.

James 4 yaşında otizm teşhisi aldığında, Christina ve eşi Curt terapinin hemen başlamasını istediler.

“Eğer otistikse iletişimsiz geçen her günün bir kayıp olduğunu biliyordum”, diyor Christina, “Başlamak zorundaydık. Çok küçüktü ve biz ona bununla nasıl baş edebileceğini öğretmek istiyorduk.”

Erken Tedavi

Christina ve Curt Crimmins otizm terapisinde en çok kullanılan yöntem olan Uygulamalı Davranış Analizini (UDA) Milwaukee Otizm Müdahale Merkezi’nde başlatmayı tercih ettiler.

“Gelince biraz oyun oynuyoruz ve oynadığımız oyuncakları o sırada üzerinde çalıştığımız program ne ise ona uyarlamaya çalışıyoruz.”

Modern UDA terapisi çok yoğun bir çalışma; James haftada en az 33 saat terapi alıyor. Normal bir gün Christina’nın James ve küçük kardeşi Lily’yi sabah kaldırması, kahvaltılarını ettirmesi ve o gün 3 değişik terapi için evlerine gelecek terapistlerden ilkini karşılaması ile başlıyor.

Terapistler James’in tedavisindeki 15 hedefi gösteren bir tahtaya bakarak çalışıyorlar. Bu hedeflere ulaşmak için James’in çeşitli becerileri kazanabilmesine yönelik belirli etkinlikler var. Bu tahta terapistlerin çocuğun gösterdiği ilerlemeyi kolayca izlemelerini sağlıyor.

Kohn, James’in hedeflerinden, kendine yardımı örnek veriyor. James bunun için kendi kendine montunu giyip çıkarmak, istediği şeyleri belirtmek gibi beceriler üzerinde çalışıyor.

“Bazen James’i ne istediğini sözel olarak ifade etmesi için cesaretlendiriyoruz”, diyor Kohn, “bazen de zor bir sözcük ya da uzun cümleler söz konusu olduğunda istediğini  iPad ile ifade ediyor. Zaman içinde üzerinde çalıştığı konularda ustalaştıkça  programlar ve nesneler değişecek. Böylece yeni hedeflere yöneleceğiz. ”

Terapinin yoğunluğu ailenin tam zamanlı olarak bu işle ilgilenmesini gerektirse de Curt ve Christina James’in okula hazırlanmasının bu fedakarlığa değdiğini düşünüyorlar.

“Amaç çocukların gün içinde mümkün olduğu kadar meşgul tutulması.” diyor Kohn,”Biz dil ve oyun becerileri için örnek oluşturuyoruz. Zaman içinde çocuk çeşitli beceriler kazandıkça, bu saatler azaltılacak ve okula başladığında bu çalışmaları okul devralacak.”

İletişimi Öğrenmek

Yoğun otizm terapisinin kazandırdığı en önemli beceri iletişimdir.

Terapiye başlamadan önce James yalnızca birkaç sözcük söyleyebiliyordu ve cümle kuramıyordu. Söylediği sözcükler duyduklarını tekrarlamasından ibaretti. Bu konuda James’in ebeveynleri ve terapistleri halen çalışıyorlar.

“Bu bozukluğa sahip bir bireyin dil becerilerinin ve iletişimin önemini anlaması doğal değil.” Diyor Christina.

Dolayısıyla, oyun sırasında oyuncaklarıyla ve başkalarıyla oynamayı öğrenmenin yanısıra, James’in terapistleri sadece duyduklarını tekrarlayarak değil, kendiliğinden değişik sözcükler kullanarak iletişim kurması için de çaba sarfediyorlar.

Christina’ya göre “Konuşmanın önemini gerçekten anlamaya başladı. Bir şey istediğinde ağlamaktan ya da mızmızlanmaktan daha hizli elde edebiliyor. Ne istediğini hemen anlamazsak tahmin etmek ve farkli şeyler önermek zorunda kalıyoruz. Sözcükleri kullanarak istediklerini çok daha çabuk alabileceğini öğreniyor.”

Sosyalleşmeyi Öğrenmek

UDA otizm tedavisinde en etkili yöntem olarak görülüyor. Haftada 40 saat terapi alan çocukların neredeyse yüzde 50si normal bir okula gidebiliyorlar. Ancak otizm tedavisi kavramında tartışmalı noktalar var.

Kohn terapinin hedefinin “iyileştirmek” olmadığının altını çiziyor.

“Tüm farklı özelliklerinden kurtulmaya çalışmıyoruz. Onları “normal” yapmaya çalışmıyoruz. Hedefimiz iletişim için yol göstermek ve sosyal beceriler kazandırmak.”

Kimsenin değeri ne kadar “normal” olduğuyla ölçülemez ama iletişim kurmak ve arkadaş edinmek James’in hayatını  kolaylaştıracaktır.

“Hayatta ihtiyaç duyacakları becerileri öğretiyoruz. Örneğin bir yaşıtın sana “merhaba” derse, sen de “merhaba” demelisin. Eşyalarını şu şekilde paylaşırsın.” diyor Kohn, “James kız kardeşi çok yaklaştığı için onu itip düşürürse, “Anne Lily’yi alabilir misin?” demeyi öğretiyoruz.”

Ana fikir, “otizmli çocuklara sosyal beceriler kazandırmak yaşamlarını daha kolay ve mutlu geçirmelerini sağlayacağıdır.”

“Bir aile için çocuklarının arkadaşları olduğunu bilmek müthiş bir duygu. Bunun için buradayız.”

https://www.jsonline.com/story/metroparent/features/2018/03/23/earlier-diagnosis-autism-means-todays-therapy-more-child-focused-intensive-and-effective/338280002/

Bunuda Okumalısın

Engelsiz Filmler Festivali, 7. kez Sinemaseverlerle

Engelsiz Filmler Festivali, 7. kez sinemaseverlerle buluşuyor. İstanbul, Ankara ve Eskişehir olmak üzere üç farklı …