Otizmli çocuklarda öfke nöbetlerinin sebepleri konuşma ve dil eksiklikleri olmayabilir

Otizmli çocuklarda öfke nöbetlerinin sebepleri konuşma ve dil eksiklikleri olmayabilir

PDF OLARAK OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Kaynak : Penn State

Araştırmacılara göre, konuşma veya dil bozuklukları otizmli çocuklarda daha sık karşılaşılan öfke nöbetlerinin nedeni olmayabilir. Bulgular, otistik çocukların ebeveynlerine davranış problemleri için en iyi tedaviyi bulma arayışlarında yardımcı olabilir.

Penn State Tıp Fakültesi araştırmacılarına göre,  konuşma veya dil bozuklukları otizmi olan çocuklarda daha sık karşılaşılan öfke  nöbetlerinin nedeni olmayabilir. Bulgular, otizmi olan çocukların ebeveynlerine davranış problemleri için en iyi tedaviyi bulmalarında yardımcı olabilir.

Otizmi olan çocuklar  araştırmacılara ve konuşma terapistlerine göre olmayanlardan daha fazla nöbet deneyimleri yaşarlar. Okul öncesi öğretmenler, ebeveynler  ve  diğerleri bu yaygın ani öfkelenmeler için konuşma ve dil problemlerini sorumlu tutar. Otizm spektrum bozukluğu olan bazı çocuklar konuşamazlar ya da net  olmayan veya başkaları tarafından iyi anlaşılmayan konuşmalar yapabilirler.

Bu bağlantının açığa çıkarılması  için araştırmacılar, 15 – 71 aylık  iki yüz kırk   otistik çocuk ile dil ve öfke nöbeti arasındaki ilişkiyi incelediler. Sonuçlarını “Journal of Development and Physical Disabilities” dergisinde yayımlayan araştırmacılar, çocukların IQ seviyelerinin,  dili anlama, sözcükleri kullanma ve anlaşılır konuşma yeteneklerinin;  öfke nöbetlerinin %3’ten daha azına açıklama getirdiklerini  belirttiler.

Penn State Çocuk Hastanesi , Pediatri Doçenti ve  Bölüm Başkanı  Cheryl D. Tierney, “Örneklerimizde net bir şekilde  konuşma ve iletişim kurabilmek için yeterli zeka seviyesine sahip çocuklarımız vardı ve öfke nöbetleri o grupta da oldukça  yüksekti. “açıklamasını yaptı.

Araştırmacılar ayrıca, normal gelişim gösteren ve 2 yaş seviyesinde konuşan çocukların, konuşma becerilerinin düşük olan  çocuklardan daha fazla nöbet geçirdiklerini tespit ettiler.

Tierney , Otizmli çocukların isteklerini ve ihtiyaçlarını bakıcılara ve diğer yetişkinlere iletmekte  güçlük çektikleri için daha fazla nöbet gerçirdiklerine dair yaygın bir  yanlış inanç  var.” açıklamasında bulundu.

“İnanca göre,  konuşma ve kendilerini dil ile ifade etmedeki yetersizlikleri, bu davranışlar için tetikleyici  güçtür ve eğer onların konuşmalarını ve dillerini geliştirebilirsek  bu davranışların kendiliğinden düzelebileceği düşünülür. Ancak öfke nöbetiyle  uğraşanların sadece çok küçük bir yüzdesi, başkaları ile iyi iletişim kuramamaları ya da başkaları tarafından anlaşılamamalarından kaynaklanıyordu.

Tierney ve eş-araştırmacı  Psikiyatri Profesörü Susan D. Mayes, çalışmalarında bu konuyu, önceki araştırmalardaki sınırlamalara daha geniş çapta  çocuk örneği ekleyerek ve daha fazla ölçüm yaparak ele aldı. Çalışmalarının  IQ’yu  ölçtüğünü,  konuşmayı ve dili, otistik çocuklarda saldırgan  davranışları etkileyebilecek farklı değişkenler olarak ayırdıklarını da eklediler.

Tirney, “Zeka çok önemlidir;  çünkü dili anlama ve kullanma zihinsel kapasitesine sahip bir çocuk , zihinsel kapasitesi ve dili kullanma kapasitesi olmayan ve dil kullanımını  kavrayamayan bir çocuğa kıyasla farklı davranışlar gösterebilir .” ifadesini kullandı. Ayrıca, otizmli çocuklar ile ilgili  araştırmasında dil ile konuşma arasındaki farkı açıkladı.

“Dil çocuğun kelimelerin amacını anlaması ve söylenenleri anlaması kabiliyetidir.”  “Konuşma ise  ağız, dil, dudak ve çenenin kullanılarak  kelimelerinin seslerini oluşturmak ve bu sesleri diğer insanlar için anlaşılır kılmak için kullanabilme kabiliyetidir.”

Tierney, bu araştırmanın otizmli çocuklarda öfke nöbetlerinin  niçin ortaya çıktığı sorusuna cevap vermemesine  karşı, duygu durumlarında düzensizlik ve hüsran durumlarına düşük toleranslı olmalarının –iki ortak özellik-  da incelenmesi olası  faktörler olduğunu belirtti.

Tierney,  asıl vurguyu konuşmayı iyileştirmektense   davranış geliştirmeye yöneltmek için yeterli kanıt biriktiği üzerine yapıyor.Otizmli çocukların ebeveynlerine, çocuğun davranışları konuşmaya başladıklarında ya da dilleri geliştikçe daha iyi olacağını söylemenin bırakılmasını çünkü artık ek yardım almaksızın bunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığını göstermek için yeterli sayıda çalışmaya sahip olunduğunu belirtti. Tierney, bu yardımın  uygulanmış davranış analizi şeklinde olması gerektiği  ve bir çocuğun tedavi ekibinde iyi eğitim almış ve onaylanmış bir davranış analistine sahip olmanın en iyi  sonuçlar için kilit noktası olduğunu ekledi.

Tierney, “Bu tür bir terapi, otistik çocukların daha esnek hale gelmesine yardımcı olabilir ve onlara öfkeden daha çok sosyal açıdan kabul edilebilir davranışları kullandıklarında ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını gösterebilir” dedi.

 

Haber/Çeviri: Gülcan Arslan

https://www.sciencedaily.com/releases/2017/05/170503110752.htm adresinden alınmıştır.

Bu İnternet Sitesi içeriğinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, fotoğraf, video, müzik vb.) otizmhaberleri.com'a ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. otizmhaberleri.com ilgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir. Aktif link yöntemi ile kaynak gösterilerek paylaşılabilir.

Bir Cevap Yazın