Ana Sayfa / Araştırma / Otizm Ve Dil Gelişimi

Otizm Ve Dil Gelişimi

Sıklıkla konuşma gecikmesi aile için bir endişe kaynağı olur. Gecikme olduğuna karar vermek bazen kolaydır. Ya abisi ablası ile karşılaştırılır ya da yaşıtları, akranları ile. Bazen de bir akraba ya da komşu ya da çocuğun doktoru uyarır. Aile büyükleri daha az endişeli olabilir. “Bunun babası da geç konuşmuştu” diye. Ama bir yanda için için otizm kuşkusu vardır. Özellikle ismi ile seslenilince dönmemesi kaygı yaratır. Elbette her konuşma gecikmesi otizm anlamına gelmez. Ama otizm en hafif formunda bile dil gelişimini etkiler.

Otizmde görülen dil ve konuşma sorunları çok zengindir. Otizmde daima etkilenen bir zihinsel işlev olmakla birlikte dil ve konuşma sorunu otizmin en tanımlayıcı özelliği olarak görülmez. Çünkü otistik belirtiler genellikle dil gelişiminden önce açığa çıkar. Ayrıca otizmde, dil ile doğrudan ilişkili olmayan pek çok beyin bölgesinde sorunlar saptanmaktadır.

Dil gelişimi bir insanın ayakları üstünde durması ve toplumun bir ferdi olması için şarttır. İster bildiğimiz dil, isterse işaret dili özellikle kavramsal düşüncenin gelişmesi için esastır. Anlaması da bozulmuş ve dil gelişimi hiç olmayan çocukların toplumsal uyumları daha kötü olur. Dil insanın sosyalleşmesi, kendi benliğinin gelişmesi ve iletişim kurması, kendini ifade etmesi ve toplumda kendine yer edinmesi için şarttır. Otizmlilerin çoğunda dil gelişir ama çoğu kez sadece isteklerini ifade etmek için kullanırlar. Karşılıklı sohbet etmek zordur. Bu çocukların yaklaşık yarısında işe yarar bir dil gelişimi gerçekleşmez.

Öte yanda otizm tipik olarak doğumdan itibaren toplumsal bilişle ilgili bir sorun olup başlıca etkisini başkaları ile iletişim ve daha sonra başkalarının zihinsel dünyalarını anlama alanlarında gösterir. İnsanlar dil aracılığı ile ötekileri anlar, kendilerini anlaşılır kılar, iş birliği yapar ve bağlanırlar.

Dil nasıl doğmuştur? Bugün konuştuğumuza benzer dil 150-200 bin yıl önce ortaya çıkmıştır. Dilin öncülleri 1.5-2 milyon yıl önce hazırlanmıştır. Büyük olasılıkla dilin köklerinde eski memeli beyninde yetkinleşen (yeni limbik sisteme denk düşen) yapılarla sağlanan toplumsal davranış dizgeleri vardır. Bu davranışlar sesli iletişim (bebeğin ağlaması ve annenin yanıt vermesi), annenin çocukla şefkat, sevgi ve empati temelinde gelişen zorunlu bakım ilişkisi ve oyundur. Bu davranış dizgeleri ve çeşitli doğal koşullar insanları toplumsal örgütlenme içinde var olma noktasına getirmiştir. Bu bağlamda giderek karmaşıklaşan insan ilişkileri (insanın ötekileri ve kendisiyle ilişkisi) de daha incelikli bir iletişim biçimi olan insana özgü dili zorunlu kılmış ve dil, düşüncenin aracı olmuştur. İnsanlarda toplumsal bilişten dile doğru gelişen bu süreç her bebeğin gelişimsel öyküsünde merkezi bir önem taşır. Otizmde de dili önceleyen ama dili doğuran bu öğelerde değişen derecelerde sorun vardır ve bu sorunlar en hafif şekliyle iyi konuşan otizmlilerde dilin semantik-pragmatik yanlarına yansır. Bu sorunlar mecazları anlamama, esprileri anlamama, konuşma adabına uygun davranmama şeklindedir. Görgü kurallarına uymama şeklindedir.

Otizmlilerde görülen dil sorunları dil ve konuşma terapisi gerektirmektedir. Genellikle yeterli bir dikkat süresi olan, bazı sesleri çıkarmaya başlamış çocuğa, ek olarak dil ve konuşma terapisi de gerekir. Ama bu konuda hem aile ve çocuğu, hem de terapisti zorlu bir süreç beklemektedir. Otizmli bir çocuğa dil öğretmek bazen 10 verip 1 almaya benzer. Bu açıdan bilgisayar programları hazırlanıp tabletlerle uygulanması anlamlı olabilir. 5 yaşına kadar bir çocuğun anlamlı cümle kurar hale gelmesi iyi olur. Ama ümidi kesmemek gerekir. Bir çocuk çok daha geç yaşlarda da dil öğrenebilir. Bazen okumayı önce öğrenir. Dil gelişmi buna dayanarak sağlanır. Bazen de işaret dili öğretilmesi gerekir. Bundan kaçınmamak gerekir.

Kaynak: https://bariskorkmaz.org

Bunuda Okumalısın

Otizmli Öğrencilerime Nasıl Davranmalıyım?

Otizm spektrum bozukluğu olan bütün çocuklar, çevrelerindeki dünyayı anlama konusunda sorun yaşamaktadır. Otizm tanısı koyulmuş …